BLOG

ÖZ FARKINDALIK

20 Temmuz 2017 Perşembe


    Bir olgunun başına ‘öz’ kelimesi gelince o kelime anlamıyla beraber içe döner. Farkındalık bir kavramdır ve fark etmeyi, anlamayı, algılamayı kapsar. Farkındalık; fark edilenin üzerine düşünebilmektir.

    Öz farkındalık, içinde farklı bir sürü etken barındırır. Bunlardan ilki duyguları tanımlamadır. Duyguyu kabaca tanımlamak gerekirse; duyduğumuz his demek bunun en basit yolu olacaktır. İlla birine duymamıza da gerek yok. Psikolojinin terminolojik dalları, duyguları ne kadar çok perspektif kullanarak yaşayabileceğimizi zaten açıklamış. Kısacası duygudan duyguya koşmak için gerekli olan tek şey biziz. İş onları tanımlamaya gelince biraz sendeleriz çünkü olay yine her şeyin başı olan anlamaya döner. Duygularımızı anladığımızda onları tanımlayabiliriz ve o zaman duygularımızla ilgili eyleme geçmek kolaylaşır.

    İkinci etken; kendini doğru algılama. Bu duruma şöyle bir örnek verebiliriz: Bazen sizin de yaptığınız bir fiilin sonucunda ‘’ Ben aslında bunu istemiyormuşum’’ dediğiniz oluyordur. İşte bu kendini tanıma, ne istediğini bilme gibi önemli kavramların eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Belki kararsızlık bile bunun bir sonucudur. Üstüne tartışılabilir.

    Üçüncümüz; güçlerini tanıma. Esasen ikinci ile oldukça bağlantılı. Yine kendini tanıma- bilme gibi süreçlerden geçmek gerekiyor. Bunun için başka bir duruma gereksinim duyulabilir. İnsanların çoğu sınırlarını bilmezler ve gerçekte neler yapabileceklerinin farkında değildirler. Bunun için ben olumsuzlukların faydalı olacağına inanıyorum. Elbette her zaman değil fakat derler ya: sonu görmeden zirveye ulaşamazsın.

    Diğer bir etken olan özgüven, tüm insanlar için temel ve çok önemli bir duygusal gerekliliktir. Kendimize biçtiğimiz “öz değerimiz” oranında “özgüvenimiz” vardır. Yani özgüvenimiz, bir anlamda kendimizi ne kadar değerli bulduğumuzun, ne kadar değer verdiğimizin bir göstergesidir. Kendimizi belli bir ölçüde değerli bulmadığımız durumlarda temel gereksinimimiz karşılanmadığı için sıkıntı yaşarız.

    Sonuncusu ise yine bize dönük, yetebilme ile alakalı bir kavram : Öz yeterlik. Bir sosyal öğrenme teorisi araştırmasında bulunan bu kavram üzerinde bilim insanları hala çalışmaktadır. Dışardan bakınca fazla zorlama bir isim olarak gözükse de kendine yetebilmenin, ihtiyaçlarını karşılayabilmenin bir adı olması fena sayılmaz. Bu entelektüel kavram aslında bireyin başarılı olabilmesi için gerekenleri yapabilme kapasitesinden başka bir şey değil. Bu yüzden öz farkındalığın belki de en önemli ayağı.

    Anlatılan kavramlar öz farkındalık olgusunu gerçekleştiren yapı taşlarıdır. Yani olgumuzu bir ev olarak düşünecek olursak; kavramlar onun temel, kat ve çatısıdır. Üstüne biraz düşünülürse bu kavramların herkeste olduğu anlaşılacaktır. Kavramların varlığını artırmak ya da körelmesine izin vermek kişinin kendisine kalan bir tercihtir.

                                                                                                                                                                                            Melodi Holago

SAYFAYI PAYLAŞIN