BLOG

Prenslerimiz ve Prenseslerimiz

5 Mayıs 2017 Cuma


Çocuklar hayatlarımızdaki en önemli varlıklardır. Çocuk sahibi olma isteğinin çok fazla sebebi bulunmaktadır. Bir şeye sahip olmanın içsel tatmini, soy devamı, geleneksel değerler, genç çiftlerin yeni yuvalarına temel arama isteği… Çoğu bir ağaç gibi büyümek ve kök salmak isteğiyle bir aile kurar. Bazıları hayatta yalnız kalmamak için çocuk edinmeyi düşünürken; önemli bir azınlık ise sahip olduğu değerleri aktarabilmek ve varlığını anlamlandırmak için çocuk sahibi olur. Çocuk sahibi olduktan sonra insanlar değişir. Çünkü artık korumak zorunda oldukları, kendilerine muhtaç bir canlı girmiştir hayatlarına. Ebeveynler çocuklarını eserleri olarak görürler. Bu yüzden çocuklar iyi yetiştirilmeliler.   En nihayetinde içlerinde bizlerden bir parça taşıyacak olan varlıklardır.

    Eskiden çocukluk dışarda oyun oynamak, bir sürü arkadaş edinmek, zillere basıp kaçmak, yanlışlıkla camları yere indirmek demekti. Şimdiki çocuklar dört duvar arasında yapayalnızlar. Bizim nadide eserlerimiz küçük hayatlarında çok zorlanmaktalar. Çocuk olmak, dünyayı ve büyükleri anlamaya çalışmak yeterince zorken şimdiki çocuklar bir de içlerine kapandılar. Kendilerini önemsiz hissedip iletişim kurma gereksinimi dahi hissetmiyorlar. İnsanlardan korkan bir çocuk popülasyonu mevcut.  Bu sonuçlarda muhakkak bizlerin de hataları var. Tedbirli olmayı yanlış öğrenip yanlış öğrettik ve ilgi göstermeye gerek duymadık. Çocuğun faaliyetlerini yönettik ama kaliteli zaman geçirip fizyolojik anlamda başını okşamadık. Dolayısıyla iletişimsizlik ve sessizlik de kötü olay artışına yol açtı. Bu yüzden duygusal zekası gelişmemiş çocuklar çoğunluğu oluşturuyor ve bizim amacımız durumu tersine çevirmek. Çünkü duygusal zeka yönünden gelişmiş çocuklar bir yerde her türlü olumsuzluğa dur deyip, kendilerini ifade edip açığı kapatabilirler.

    Zeka çok yönlü bir kavramdır ve içinde bir sürü çeşit barındırır. Bu çeşitlenmelerden E.Q. diye bahsedilen duygusal zeka kavramı kabaca kendini tanıma, bilme, öz duyguları yönetme, empati, başkalarının duygularını tanıma ve kontrol etme olarak tanımlanır. Duygusal zeka anne karnından itibaren gelişir. Bunun ortaya çıkmasında ya da çıkmamasında rol oynayan en büyük etken çevredir. Herkeste olan ve genelde fark edilmeyen bu olgu eğitimle ortaya çıkartılıp geliştirilebilir. Fakat eğitim her zaman yeterli değildir. Çocuğun bunu istemesi ve çevresinden destek görmesi gerekmektedir. En azından ilk aşamada… Zira sonrasında desteğe ihtiyacı kalmayacak, kendi kararlarını alabilen öz bilinci yerinde bir birey olacaktır.

    Bir çocukta zaten var olan fakat bastırılmış duygusal zeka açığa çıkartılıp geliştirilirse işte o zaman sağlıklı çocuklar elde edilmiş olur. Evet sağlıklı. Kendini ifade edebilen, duyguları olan, iyi niyetli, başkalarını düşünüp anlayabilen ve en önemlisi hayatta ne istediğini bilen ve bu amaç uğruna harekete geçebilen altın çocuklar. Şimdilik sayıları çok az belki fakat artırılabilir. Yavaş yavaş bütün çocukların sosyal zekası gelişmiş çocuklar olmaları sağlanabilir. Tüm bunlar olup bittikten sonra yani IQ’nun tabanı olan duygusal zekayı genişletip esneterek her şekle sokulabilir hale getirip sosyalleşmeye başlayan çocuğunuzu uzaktan izleyip gülümsemeniz yeterli.

                                                                                                                                           Melodi Holago

SAYFAYI PAYLAŞIN