BLOG

Sosyal Bir Zeka

26 Nisan 2017 Çarşamba


İnsanlar iyi espri yapınca ya da yapılan iyi espriyi anlayınca bile zeki sınıfına sokulurlar. Hal bu ki zeka bu kadar karmaşık olmayan bir şey değildir. Bir ağaç gibi düşünebiliriz. Gövdesi, gövdesinden uzayan kalın dalları, dallardan çıkan çıraları, yaprakları ve hatta yapraklarının ucundaki tomurcuklar… En son ise meyveler… Kimisi çok değerli çok lezzetli, kimisi hammış çürümüş ya da çok olmuş çürümüş. Zeka her zaman mükemmeliyeti getirecek diye bir şey yok sonuçta.

Bu denli karmaşık ve çok kollu bir şeyi anlatmak da oldukça güç. Anne karnında başlayan bir süreç ve sonrasında genler, çevresel faktörler, kişisel gelişim gibi etkenlere bağlı olarak değişen gelişen bir olgu. Bilmediğimiz şeyleri bize cevaplattıran suflör. Canlılarla kurduğumuz tüm ilişkilerin seviyesini, kalitesini, verimliliğini belirleyen sayaç. Öğrenilebilen, geliştirilebilen ya da körelebilen bir kavram. Betimleme ve tanımlamanın sınırının olmayışı zekanın sonsuzluğundan geliyor.

Siz bunları okurken kafanıza tek tip bir zeka türü geliyor değil mi ?

Değil.

Şimdi diğerinden bahsedelim o halde. Sosyal duygusal zeka? EQ? Yok mu? Davranışsal zeka? Hala mı yok? O zaman bilimsel tanımlamalardan konuya girelim.

EQ’dan ilk bahseden kişi Thorndike’dir. Duygusal zekanın temeli Thorndike’in 1920 yılında tamamlamış olduğu sosyal zeka kavramına dayanmaktadır. Thorndike sosyal zekayı bireyleri anlama ve yönetme yeteneği olarak ifade etmiştir.

Duygusal zeka kavramı ise ilk kez Peter Salovay ve John Mayer (1990) adlı iki psikolog tarafından bireylerin duygularıyla başa çıkma becerisi olarak tanımlanmıştır. Bu iki bilim adamına göre EQ, kişinin kendi ve başkalarının duygularını işleyebilme yeteneğidir.

Edgar Doll Bar-On’un kişilik mizacı yaklaşımına göre duygusal ve sosyal zekaya farklı açılardan bakılmalıdır; kişinin kendi içinde, ilişkilerinde, adaptasyonunda, stres yönetiminde, genel duygusal modunda… bütün bu özellikler geçerlilik ve güvenirliliği olan anketlerle ölçülebilmektedir.

Duygusal zeka kavramı, 1995 yılında psikolog Daniel Goleman tarafından yayınlanan ve en çok satanlar listesinde yer alan ‘’Duygusal Zeka’’ adlı kitap ile popüler bir kavram haline gelmiştir. Goleman’a göre duygusal zeka, azim, sebat, kendi kendini harekete geçirebilmeyi kapsayan, diğerlerinin ne hissettiğini anlayabilme ve dürtülere hakim olabilmeyi sağlayan temel yaşam becerisidr.

Kabaca bu şekilde tanımlanan duygusal zeka hakkında düzinelerce makale var fakat detaylı araştırma yok. Piyasası yok. İnsanlara duygusal zeka ne diye sorulduğunda en fazla fikir yürütebilirler. Üstelik duygusal zekanın en yüksek olduğu 40-50 yaş grubun ruhu bile duymamış.

Hayatta başarılı olmak istiyorsak, sevdiklerimizin hayatta başarılı olmasını istiyorsak; geliştirilebilir olan duygusal zekayı elimizden geldikçe yükseltmeliyiz. Eğitim sisteminde bu bir açık. Hayatımızda bu bir açık. Kişiliğimizde ve ilişkilerimizde bu bir açık. En kısa zamanda bunu öğrenmeli, hayatta mutlu ve başarılı bir insan olabileceğimizi kabul etmeliyiz.

                                                                                                                                                              Melodi Holago

SAYFAYI PAYLAŞIN